Gönlümüz bize aklımızdan daha yakındır. Goethe

Şubat ayının bize söylediği

9 Mar 2010 Kategori: Kategorisiz

Türk-İş, Şubat ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 843 TL, yoksulluk sınırını 2 bin 746 TL olarak hesaplamış. Önceki ay ise 811,83 ve 2644,38TL’miş. Yine şubat ayında mutfak enflasyonu aylık %3,84 ve oniki aylık da da %13,91 oranında artmış.

Halbuki 2010 bütçe görüşmelerinde çay-simit denkleminden devlet büyüklerimizin hesabında muhalefete göre 900TL, iktidara göre ise de 450TL 5 kişilik bir aile için yeterliydi. Onların hesabını düz kıro liberal açılımına tabi tuttuğumuzda 4 kişilik bir aile için 720TL ve 360TL gayet yeterli olarak gözüküyor. Rakamlara bakınca Türk-iş diyor Antartika , bu diğerleri ise gel bana mantar tıka diyor gibi.

Bu sendikalarda nasıl yapıyorsa bu işi( cık cık cık…), mazallah böyleleri devleti yönetse demek ki yandık. Devlet ciddiyeti diye bir şey vardır bizde. Necip Fazıl ustanın şiirinde dediği gibi “çatık kaş, hükümet dedikleri zat” misali hesaplar ciddiyetle yapılır. Ciddiyetleri kendi akıllarından menkul hükümet ve muhalefet dedikleri zatlardaki çatık kaş ne hikmetse hep vatandaştan yana hesaplamalarda boy gösterirken, dahili ve harici müstevlilere ise yumuşak karınlı duran bu zevatların hesaplarında ki su götürmez derecedeki cıvıklık ise ister istemez sıfatlarından sızıyor gibi.

Umarım gün gelirde vatandaş mantarı nereye tıkayacağını doğru görür.:D:D

Ermeni Soykırımı İddiası

6 Mar 2010 Kategori: Güncel

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hal alır.” M.Kemal ATATÜRK

Amerika’yı yeniden keşfetmeden öncelikle bir liste ile başlamam lazım yazıma. Amerika tasarıyı tanıyan ne ilk ülke ne de son ülke olacak. Amerika’dan çok önce tanıyanların listesine bir bakalım. Listede bulunan ülkelerde bu tasarıya kabul oyu verenlerden de görüleceği gibi, alınan kararlar tamamen siyasidir. Siyasetçiler var olduklarından bu yana özellikle de bizim ülkemizde de doğruyu yapmak adına pek adım attıkları görülmemiştir.

Sözde Ermeni Soykırım Tanıma Tasarısını Tanıyan Ülkeler… Devamını okuyun »

Bakış Açısı… :)

2 Mar 2010 Kategori: Öylesine

Meseleler, olaylar, insanlar tek boyutlu hiçbir zaman olmamıştır. Değerlendirmeler genelde nereden baktığımızda gördüklerimizle ilgilidir. Asıl mesele aynı gibi duranların, duruma ve zamana bağlı olarak farklı değerlendirilmesi üzerine örnekleyeceğim. Bakalım sizin bakışınızın açısı kaç grad?
Hepimizin bildiği bir halk kahramanından bahsedeceğim. Sinemada kendisini yakışıklılığı, karizması ile Türk hava Yollarına da katkı sağlayan meşhur Kevin Costner canlandırmıştı. Film müziğinde etkileyici sesiyle Bryan Adams Everytihn i do ile seslendirmiş, bizi bizden alıp götürmüştü. (Bu yazıyı yazarken arka planda da dinliyorum. Şarkıya diyecek yok. Birçok düğünümüzde akabindeki halayın öncesinde de çalındığını duymuşluğum çoktur. :D:D.) Devamını okuyun »

Kan Bankası (10.Yılını Kutluyor)

23 Şub 2010 Kategori: Kategorisiz

Ne olur ya da ne olacak demeyin. Belki bir gün sizin ya da bir yakınınızın ihtiyacı olabilir, ama umarım olmaz. Bu sitede kan ve trombosit bağışı yapabilmek adına form doldurmanız yeterli. Belki size ya da bir yakınınıza lazım olabilir ya da siz birisine kan ya da trombosit vererek bir fayda sağlamış olursunuz. Siteden istediğiniz gibi arama yapma imkanı var. Trombosit vermek falan deyince hemen tırsmayın ben de nedir bu acaba diye baktım. Kanımızda bulunan Trombositler, kanın gerekli durumlarda pıhtılaşmasını sağlayan ve kanamayı durduran hücrelerdir. Bu hücreler, lösemi hastalarında üretilememektedir. Normal kan bağışı yapar gibi insandan insana nakledilmektedir. Bir makina ile kandaki trombositler hastaya nakledilmekte geriye kalan kan vericiye geri yollanmakta. İsterseniz buyrun harekete geçin.

Dünya değişiyor, siz de değişin..

22 Şub 2010 Kategori: Kategorisiz

Nükleer enerji ne kadar gerekli? 1 santral ne kadarlık elektrik ihtiyacını karşılayacak?
Nükleer enerjinin hazır almanın maliyeti ne kadar?
Bugün kararı alınsa ne zaman faaliyete geçecek?
Nükleer enerji santralinin yakınında hatta lojmanında oturma fikri size ne hissetiriyor? Güven mi yoksa tedirginliğin aşan bir korku mu?
Nükleer enerji planlamasında halka sormaya gerek varmıdır?
Enerjide dışa bağımlılığa çözüm mü?
Şimdilik benim aklıma gelen ve cevaplanması gereken klasik sorular bunlar. Belki sizde daha fazlası, belki de çoktan seçmeli olarak aklınıza geliyordur.

Yaşamın Bedele Dönüşümü…

20 Şub 2010 Kategori: Öylesine

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.
O.VELİ

YAŞAMIN BEDELE DÖNÜŞÜM SÜRECİ

Herşeyin bir bedeli vardırdan hareketle düşünürsek, yaşamın da ve yaşamını sürdürmenin de bir bedeli olmalıdır değil mi? Yoksa yaşam hakkı bedele dönüşemeyecek kadar kıymetlidir diyenlerden misiniz? Belki öyledir ama yaşadığımız bazı gerçeklikler ise reelde yaşamların kabaca hesaba dökülebildiğini bize kanıtlıyor. Nasıl mı? Buyrun.Hemen devamında.

Tarih:17.08.1999

Tarihler 17 Ağustos 1999 tarihini gösteriyordu. Saat 03:02 de milletçe unutamayacağımız bir 45 saniye yaşadık. Gün ağarıp da tüm gerçeklik ortaya çıktığında, içimiz bir daha bir daha sızladı. Bugün hala tartışılan sayıda (resmi ve gayrıresmi) insanımız öldü, bir kısmı yaralandı, büyük bir kısım evsiz kaldı ve hemen hemen tamamızda psikolojik kalıntılar bıraktı. Aslında o gece birşey daha olmuştu. Daha sonradan öğreniyorduk ki deprem nedeniyle o gece sadece bir gece bekçisi fay hattına düşerek yaşamını yitiriyordu. Aslında depremin olması gereken kaybı sadece 1 kişiydi. Geri kalanları ölüme götüren sebeplerin maddi karşılığı ise yine o tarihlerdeki bir haberde saklı. 22 Ağustos 1999 tarihli Sabah gazetesinde 6 katlı 24 daireli bir apartman için kabaca hesabı yapılmış.
Devamını okuyun »



Günlük Hakkında

Hep şöyle deniliyordu. "Konuştuklarımız atmosferde bir yerde kalıyor, ileride teknoloji gelişince bütün söylediklerimizi dinleme şansımız olacak". Benim tüm umudum aslında bundaydı. Sanırım bunu görmeye ömrüm yetmeycek gibi duruyor. Hal böyle olunca, birde söylediklerimi unutmaya başlayınca yazayım dedim hiç olmazsa biryerlere. Boş mu konuşmuşum yoksa dolu mu ilerde kendim değerlendiririm. İşte bu fikirle birde havaya yazmaktan sıkıldım herhalde başladım bende yazmaya. Kendime dair, hayata dair yani halen çözemediğim iki bilinmeze dair buğusu kalkan netlikleri zikredeceğim yavaş yavaş burda kabul buyurursanız sevinirim.


Okuyorum



  • HANGİ BATI

    HANGİ BATI - Attila İLHAN

  • Şato

    Şato - Franz KAFKA

Kütüphanemi Göster

StatPress

Visits today: 15

Bakalım Neler Yazmışım

 

Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

"Yazilarin mail adresime gelsin" diyorsan

Locations of visitors to this page