Mecliste yapılan 2010 yılı bütçe görüşmelerinde CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, Erdoğan’ın 2002 yılındaki konuşmasını hatırlatarak, hükümeti eleştirdi. Kesici “Başbakan Erdoğan’ın çay-simit hesabı yaptığı dönemde 5 kişilik bir aile üç öğün bir çay ve simit yerse, bu ayda 180 milyon lira tutuyordu. Asgari ücret ise 184 milyon liraydı. Şimdi ise aynı ailenin aynı hesapla aylık harcaması 900 TL, asgari ücret ise 546 TL” dedi.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise Kesici’ye yanıt olarak şunları söyledi:

“Simitin çayın hesabını Çankaya’da yapıyor. 1 lira nereden çıktı? Simit tezgâhlarda da simit dünyası gibi daha konforlu, hijyenik şartlarda da satılıyor. Oraya da sorduk. Orada ortalama 50 krş. Ama tezgâhta kalmasın diye, akşama doğru ‘4 simit 100 krş olur’ dediler. Bir simit 50 krş, çay 50 krş, toplam 1 lira yapar. 5 nüfuslu ailede günde 5 lira, ayda 450 lira yapar. Siz çıkardınız, 900 lira. Eğer devletin hesabı da böyle yapılacaksa, vay gele halimize”


Bence ikisininde yanıldığı bir nokta vardı. Ayı hep 30 gün alıyorlardı. Aslında ay sadece çalışılan gün sayısı kadar olmalıydı. O da aşağı yukarı 20 ya da ayına göre 19, 22 ederdi.

Neden derseniz kölelik zamanlarında köleler sadece çalıştıkları gün yemek yeme su içme hakkına sahiptiler. Hastalandıkları ya da çeşitli sebeplelerle çalışmadıkları günlerde yemek haklarıda yoktu. Bence modernize edilimiş kölelik koşullarında da böyle hesaplanmalı. Ayı 30 değil 20 gün almak gerekliydi. İkisininde yanıldığı ortak nokta buydu.

Birisi muhalif parti vekili diğeri ise hükümetin bakanı, abisi, ağır topu. Vatandaşın gelir gider hesabını nasılda iki dakkada, kendi ve diğer vekillerinde gülüşmeleri arasında yapıverdiler. Herşeye ne kadar da kolay çözüm buluveriyorlardı. Türkiyede siyasetin bu kadar hızlı çözüm üretebildiği bir an daha önce hiç görmemiştim. Biri kendini alternatif, olmazsa olmaz, bekçi rolünde diğeri kendini vazgeçilmez, alternatifsiz gören ve kabul ettiremeye çalışan partinin simit ve çay denkleminde Milletin meclisinden, vekaletini aldığı milletle dalga geçerek yaparken hayretsizce izliyordum. Neden?

İkisi arasında fark yoktu, çok partili hayata geçtiğimizden bu yana diğer partilerin arasında da bir fark olmadığı gibi. Benim görrdüğüm pencereden siyasi partiler asıl görevleri olan istihdam, üretim, paylaşım ekseninde hiç olmadıklarından işlevsillikleri hiçbir zaman olmadı. Onların doldurduğu meclisde gerçek anlamda işlevini yerine giteremedi.

Asıl fark gün olurda, hepsi kapandığında belki anlaşılır.