‘Herkese bir gönül diliyorum Allah’tan, ne istediğini bilen
Ocak ayının sonu itibariyle ve şubelere göre farklı tarihlerde HArita Kadastro Mühendisleri Odası’nın şube seçimleri yapılacak akabinde de genel seçim olacak. Bu seçim süreci üzere kaleme almaya çalıştığım yazım aşağıdadır. Şimdiden tüm sonuçlar hayırlı olsun.
“Kamu vicdanın tecelli ettiği kurumlardan birisi olan meslek odamızın bir seçim süreci içerisine doğru ilerlemekteyiz. Sizin açınızdan ne denli önemli ya da önemsiz olabilir bu elbette sizi ilgilendirir. Belki önemli ve kayda değer bulunmamaktadır sizin tarafınızdan ya da kim takar odayı bunca hayat debdebesinde mukabilinde bir bakış açısıyla sinek vızıltsı bir düşünce hızında geçip gitmektedir gündelik yaşamın telaşında.
İşlevselliği olan demokrasilerde (gören varsa tabi) demokrasinin kılcal damarları misali kamunun her alanına yayılmış kurumların seçim süreci onun işlevselliğinin can damarlarıdır. Bu alt birimler ne kadar etkin ve ne kadar tabanı iyi yansıtıyorsa yukarısı da o şekilde tabanın isteklerini destekler seviyede şekillenir. Lakin bizim demokrasimiz yukarıdan aşağıya doğru bir yayılma ve yapılanma içerisinde gerçekleştiğinden ve yukarıda zaman içerisindeki bozulma aşağıyı da bozar hale geldiği ve oluşturduğu ilginç ilişkiler ağının sonucu, alt yapılanmalarda da çeşitli işlevsizlikler ve çarpıklıklar meydana getirmiştir. Bu nedenle ki bizim ülkemizde bu alt birimlerde yapılacak seçimler aslında tabandan tavana doğru şekillenen demokrasilere göre daha da önem arz etmektedir. Her anlamda temsilin olmazsa olmazı ise öncelikle katılımdır. Demokrasinin tecellisi olan seçim sürecine katılmamak ise ilerde eleştirme hakkından yoksun olmak, katılımsızlığın getirdiği sonuçlara da katlanmaktır bir yandan.
Seçim sürecine katılmama noktasında diğer bir yanlış düşünce tarzı ise de 1 oy ile ne olacaktır. Katılımcılığı baltalayan belkide en sığ düşünce budur. Bunun temelinde ise sanırsam seçme ve seçilme hakkının ülkemizde hazırdan pek de uğraş verilmeden elde edilmiş olmasının sebepleri vardır. Toplamı üçyüz ya da beşyüz eden aslında tüm birlerin biraraya gelmesinden ibaret değilmidir? Bu 1’e sahip çıkmanın altında bağışlanmış bile olsa bu hakkının değerini bilmek ve sahip çıkmak dürtüsü ve dürüstlüğü yokmudur? Genelde insanoğlu sahip olduklarını, onlar elinden kayıp gittiğinde, yok olduklarında anlar. Bunu anladığın an ise zaman köprüsünün altından bütün sular akıp gitmiş, geriye sadece yoksunluğun küresel kuraklığı elinde kalmış halde bulur kendini. Bence bunu anlamak için illa ki seçme ve seçilme özgürlüğünün yoksunluğunu yaşamamıza gerek yok. Hemen yakın geçmişe geriye döndüğünüzde bunun en canlı, en can alıcı örneklerini sizler de bulabilirsiniz.
Bir diğer genel kanı ise odaların genelde herşeye itiraz ettikleri ya da herşeye dava açtıkları yönündedir. Bu şekilde düşünenler ise bence şu açıdan birde bakabilirler meseleye, belki daha faydalı olur. Siyasi tarihimizin çok partili hayata geçişi aslında çok uzun bir dönem değildir. Kabaca 60 yılda diyebiliriz. Bu zaman zarfı içerisinde siyasetin ve siyasetin şekillendirdiği kurumların, yapıların ülkemizi her anlamda daha ileriye doğru götürmek adına attığı adımların sayısı mı çoktur ya da tam tersi mi? Bence bu sorunun cevabı bu itirazların nedenselliğini anlama noktasında önemlidir. Yine farz edelim ki bu noktada siyasetimiz ve onun nüfus ettiği, şekillendirdiği tüm kurumlar doğru kararlar almış, doğruları yapmış bile olsa yine de demokrasinin tecellisi odamız gibi kurumların herdaim muhalif ve eleştirel bakışları olmalıdır. Çünkü hareket noktaları toplum vicdanı, kamu yararı gibi kişiler, kurumlar, ülkeler üzerinde bir seviyede olmak zorunda olduğundan kaynaklanmaktadır.
Sizlere şuna ya da buna oy verin diyerek, sizin düşüncelerinize anlamaz, basit gören ve yukarıdan bakar bir tutum takınmak durumunda olmak istemem.
Öncelikle katılım göstermeniz kime oy vereceğiniz noktadan daha önemlidir. Oyunuzu verme noktasında ise bireysel taleplerinizden öncelikle kamu vicdanı, toplumsal sorumluluk adına hareket edecek gruba ve kişiye destek vermeniz olacaktır. Buna oy verme hakkının vicdani sorumluluğuda diyebiliriz. Ben bu vicdani noktada hassas olduğunu düşündüğüm harita camiamızın yanılmayacağını, kendi kişisel, kurumsal gündelik hesaplarının içerisinde boğulmadan hareket edeceğini düşünmekteyim. Saygılarımla.”
HKMO İstanbul Şube Seçimi
Seçim Tarihi : 31 Ocak 2010 Pazar
Saat : 09:00 – 17:00
Seçim Yeri : Karagözyan İ.Ö.O. Şişli Adliyesi Karşısı
Hep şöyle deniliyordu. "Konuştuklarımız atmosferde bir yerde kalıyor, ileride teknoloji gelişince bütün söylediklerimizi dinleme şansımız olacak". Benim tüm umudum aslında bundaydı. Sanırım bunu görmeye ömrüm yetmeycek gibi duruyor. Hal böyle olunca, birde söylediklerimi unutmaya başlayınca yazayım dedim hiç olmazsa biryerlere. Boş mu konuşmuşum yoksa dolu mu ilerde kendim değerlendiririm. İşte bu fikirle birde havaya yazmaktan sıkıldım herhalde başladım bende yazmaya. Kendime dair, hayata dair yani halen çözemediğim iki bilinmeze dair buğusu kalkan netlikleri zikredeceğim yavaş yavaş burda kabul buyurursanız sevinirim.
![]() |
Dniz KAYMAK
Ocak 22nd, 2010 14:44
bu söylediklerine tamamen katılıyorum… ama ben mezun olalı on yıldan fazla olmasına rağmen halen odaya üye bile değilim… neden mi? çünkü bence maalesef ülkemizin heryerinde olduğu gibi bizim meslek odamızda da mesleki veya ülkesel bazı konularla ilgilenilmesinden daha çok siyasi düşünceler ön planda tutulmaktadır. ama sen ve senin gibi bazı arkadaşlarımın bu kurumdaki yapılanmada aktif olarak yer aldığını ve odamızı bu siyasi yapılanmadan kurtarma çalışmalarında olduğunu gördüğüm gün tereddüt etmedne odaya üye olurum. şimdi sen neden bu görüşlerini ya da uğraşlarını oda içerisinde sürdürmüyorsun diyebilirsiniz… o da benim şahsi inisiyatifim… ama tek birşey söyleyebilirimki ben artık, her seçim döneminde beni arayıp “yaw sen odaya üye değil misin, niye olmuyorsun? üye ol da bize bir oy lazım ” diyen zihniyetten sıkıldım. (yazdığım söz birebir, hiçbir abartı katılmaksızın, geçen seçim döneminde tarafıma söylenöiş sözdür. ve sanırım ne anlatmak istediğimi çok güzel açıklıyor.)