‘Herkese bir gönül diliyorum Allah’tan, ne istediğini bilen
“Her seçim alternatiflerin diğerlerinden vazgeçişidir.”
Modern, Modern çağımızda, bu zamanda diye başlayan cümlelerde bundan önceki çağlar ve zamanlar sanki çağdışı gibi bir algılanış yarattığından dolayı böylesi bir giriş hep tuhaf gelmiştir. Modern çağımızın modern olarak algılanmasındaki en önemli faktör ise sanırsak seçme ve seçilme özgürlüğünün insanlara tanınmış olmasıdır. Sadece siyasi, toplumsal bazda değil de bireysel açıdan da hayatın her alanında bir çok alternatif arasından, sürekli bir seçime zorlanmamız ama aslında seçimsizlik açmazında sıkışmamız sürecidir. Bu çağda bizi özgür olduğumuzu hissettirende bu seçimselliktir. Acaba bu seçimsellik sürecinde ise ne kadar özgürüz?
Modern olmayan zamanlarda insaların hayatlarının her alanında onları birşeyleri seçmeye yöneltecek bir yaşam biçimi zaten yoktu. Zaten o zamanlarda özgürlükte yoktu. Ülkemiz tarihinin başlangıcını 0 kabul edersek; 1900 yıl kendine sunulandan başkasını seçme fırsatı olmayan insanın (modern olmayan çağ) son 100 yıllık zaman diliminde önüne gelen alternatifler arasından, özellikle de bireyselleşmenin bu kadar hız kazandığı bir süreçte doğru seçimler yapmasını beklemek de yanlış olur. Bunun sebebi ise henüz bu davranış biçiminin genlerimize işleyecek kadar deneyimlenmemiş olduğudur.
Modern çağda özellikle de toplumsallıktan bireyselliğe ilerledikçe seçimler, tercihler bizi aslında daha zorlar hale geldi. Bunun sonucu olarak da her yaptığımız seçim, diğer alternatiflerden vazgeçmek anlamına gelmeye başladı. O yüzdendir ki hayatın her alanında modern insanın kendi seçimleriyle elde ettikleri hergeçen gün onu daha az tatminkar kılmaya başladı. Çünkü sürekli seçimler arasında yaşamak zorunluluğunda bir seçimden diğerine hızlıca geçmekte ve her seçiminin sonunda seçmediklerinin pişmanlığını ve kararsızlığını da sırtına yükleyerek yoluna devam etmekteydi.
Bu açmazın en yoğun etkisi toplumsalcılıktan bireyselliğe giden yolda hız kazandı. Bireyselleştikçe seçim hakkını elinde bulunduran insan özgürleştiğini düşünüyordu. Aslında birçok seçim arasında gün geçtikçe hapsedildiğinin farkına ise bir türlü varamıyordu. Onun her tercihinin ardında gittikçe koptuğu toplumsallıktan ziyade kişisel kazanç, hırs, düşünceleri vardı. Kendi için mücadele ettikçe ve savaş verdikçe de tüm bireylerin toplamı olan toplumdan kopmaya ve aslında günümüzün en genel tabiriyle kalabalıklar arasında yalnızlaşmaya, mutsuzlaşmaya ve umutsuzlaşmaya doğru sürüklendi. Bu başdöndüren süreç içerisinde doğruyu tercih etmeyen ya da edemeyen insan ise özgürleşmek yerine köleleşmeye başladı. Modern kölelik dediğimiz olgu böylelikle iyice yer etmeye başladı.
Peki insanı bu açmazdan kurtaracak nedir?
Bireyselleşme tekelini mümkün olduğunca kırması, kişisel çıkarlarından evvel toplumsal ve evrensel değerler üzerinden hareket edebilme yeteğini kazanmasınınn yanında, sistem her ne kadar dışında tutma, eritme gayreti içerisinde olsa da, toplumsalcılığı gerçekleştirebilecek daha fazla insanı yaratabilmesidir.
Bunun oda seçimi ile ne alakası var diyebilirsiniz. Toplumsalcılığın kılcal damarlarından birisi de demokratik kitle örgütü olan Odalar ve onları yönetecek doğru kişiler ve gruplardır. Bir anda herşeyi şık diye bir el çıtlatmasıyla değiştirebilme yeteneği sadece masallardaki perilerde vardır. Bunun yanında birilerinin gelip de bizler adına toplumları kurtaracağını bu tekeli kıracağı düşüncesi modern köleliğin ultra hayalcilik akımından öteye gidemeyen bir sığlıktadır. O zaman biz bireysel olarak bir yerden, kendi adımıza başlamamız gerekir. Küçük, önemsiz gibi görünsede Oda seçimi en azından bireysellikten kurtulma adına bir fırsattır. Öncelikle katılım bunun olmazsa olmaz koşuludur. Katılmak elbette yetmez, seçecekleriniz ve de seçmeyecekleriniz arasında bireyselden ziyade mesleki ve toplumsal hassasiyetlerimizi dikkate alacak ve bunu gerçekleştirebilecek kişi ya da gruba destek olmanızdır.
En baştada dediğimiz gibi her seçim, alternatiflerin diğerlerinden vazgeçmektir. Doğru seçim ise tüm yanlışların toplamı kadar yanlışlıktan uzaklaşmaktır. Bu anlamda toplum adına bireysel vicdani işletebilmenin rahatlığına kavuşmaktır. Hayatınızın her alanında doğruyu seçme yolunda başarılar dileriz. Umarız Odamız kolektif çalışma anlayışına sahip, katılımcı ve toplumsallığı ön plana alan Yönetim Kurullarınca yönetilir. Saygılarımızla.
İstanbul HKMO
Seçim Tarihi: 31 Ocak 2010 Pazar
Saat : 09:00 – 17:00
Seçim Yeri : Karagözyan İ.Ö.O. Şişli Adliyesi Karşısı
Samsun HKMO
Seçim Tarihi: 07 Şubat 2010 Pazar
Saat : 09:00 – 17:00
Seçim Yeri: Hançerli Mah. Hacı Mahmutlar Sk. N:12 A blok Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Samsun Şubesinde
Ankara HKMO
Seçim Tarihi: 07 Şubat 2010 Pazar
Saat : 09:00 – 17:00
Seçim Yeri:
Bursa HKMO
Seçim Tarihi: 14 Şubat 2010 Pazar
Saat : 09:00 – 17:00
Seçim Yeri: Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesinde (Odunluk mah. Kale Cad.No:20 Nilüfer/ BURSA (Nilüfer Carrefour-sa Arkası)
Hep şöyle deniliyordu. "Konuştuklarımız atmosferde bir yerde kalıyor, ileride teknoloji gelişince bütün söylediklerimizi dinleme şansımız olacak". Benim tüm umudum aslında bundaydı. Sanırım bunu görmeye ömrüm yetmeycek gibi duruyor. Hal böyle olunca, birde söylediklerimi unutmaya başlayınca yazayım dedim hiç olmazsa biryerlere. Boş mu konuşmuşum yoksa dolu mu ilerde kendim değerlendiririm. İşte bu fikirle birde havaya yazmaktan sıkıldım herhalde başladım bende yazmaya. Kendime dair, hayata dair yani halen çözemediğim iki bilinmeze dair buğusu kalkan netlikleri zikredeceğim yavaş yavaş burda kabul buyurursanız sevinirim.
![]() |
Yorum Yazın