“Derisini değiştirmeyi bilmeyen yılan ölür.” F.W.Nietzsche

Değişme; bir bütünün öğelerinde, öğelerin birbirleriyle ilişkilerinde öncekine göre nicelik ve nitelikçe gözlenebilir bir ayrılığın oluşmasıdır. Değişim anlam itibariyle içeriğinde genelde olumlu bir hava da barındırır. Ama her değişim müspete doğru olmayabilir. Ancak değişimsizlik sonucu statükonun sağlamlaşması ise menfiye doğru götürdüğü ise bir gerçektir. Başka bir ifade ile değişme, temellilik ve süreklilik kavramının karşıtıdır. Zaman akışına rağmen aynı kalan bir özellik anlamına gelen süreklilik ve temellilik kavramı, bir bakıma değişimin olumsuz olarak anlatılmasıdır . Yine, değişme, planlı veya plansız herhangi bir sistemin, bir süreç neticesinde belli bir durumdan başka bir duruma dönüşmesi olarak tanımlanabilir.

Örgütsel değişme ise, örgütün yeni bir düşünce veya davranış biçimine uyum sağlaması, adapte olmasıdır .Örgütün çeşitli alt sistem ve boyutları ile bunlar arasındaki ilişkilerde meydana gelebilecek her türlü değişikliğe örgütsel değişim adı verilir. Bu anlamda değişme; yaratıcılık, yenilik yapımı, büyüme ve gelişme gibi olay ve olguların tümünü içine alabilecek derecede geniş kapsamlı bir kavramdır. Memleketimizde ki örgütsel yapılanmalardaki lider kadrolarının en istemedikleri olgudur örgütsel değişim. Bizde örgütlerde örgütsellikten ziyade tek adam ya da grup iktidarı söz konusu olduğundandır belki de her şeyden çok bu değişimden korkarlar. En muhalifler bu değişim karşısında bir araya bile gelebilirler. Biz buna orta zekalıların adı konmamış örtülü örgütselliği de diyebiliriz. Onlar için değişim; tutulan köşelerin, yapılan hesapların altüst olması ise sonuçlanabilir. Statüko bu anlamda memleketimizde hem bireysel bazda mantık ve düşünce statükoculuğu hem de örgütsel, sınıfsal statükoculuk anlamında oldukça yaygındır.

Demokratik kitle örgütü olan Odamızın seçimini de bu bağlamda değerlendirmek, parçadan bütüne ve bütünden parçaya doğru hiyerarşik yapı içerisinde bir nokta olarak almak, algılamak hassasiyetini kavramak noktasında önemlidir.

Ülkemiz mizahın en karalarını barındırma noktasında kayda değer seviyede gelişmiş ve bu konuda liderliği başka ülkelere bırakmayacak kadar da iddalıdır bence. Mizahın karası içerisinde gülünç kavramları vurgularken kişilerin, grupların, örgütlerin ve toplumların aslında en can alıcı hassas noktalarını da gün yüzüne çıkarmaktadır. Odamızın seçim sürecine birde mizahi bir gözle bakabilmek adına buyrun.


Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti. Gazetesine, iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca,

“Yol verin. Yol verin. Ben kaza kurbanının oğluyum” diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler. Foto muhabiri yaklaştı.

Arabanın önünde bir eşek yatıyordu.

Seçimde gözünüz kapalı kimi desteklediğinize dikkat ediniz. Açıklanan listeleri, listelerdeki kişileri iyi etüt ediniz. Camiamız bu anlamda oldukça küçüktür. İyi kötü herkes herkesi bilmektedir. Bu anlamda sonradan gözü kapalı birilerini desteklerken, yakını olduğunuzu ifade ederken sonunda foto muhabirinin düştüğü duruma düşmeyiniz.


Köylü adamın biri iş icabı kasabaya inmiş. Dönerken karısına hediye olsun diye bir ayna satın almış. Eve geldiğinde de daha önce hiç ayna görmeyen karısına aynayı vermiş.

Karısı aynaya bakınca ağlaya ağlaya anasının yanına koşmuş. “Ana ana bak oğlunun yaptığına. Bunca yıldan sonra üzerime kuma getirmiş” diyerek aynayı anasına uzatmış.

Anası aynaya bakınca, “tüüü gözün kör olmasın damat bu karı hem yaşlı hem çirkin.”

Seçim, camiamızın hassasiyetlerini yansıtacak bir ayna olacaktır. Seçimden sonra dillendireceğimiz seçim değerlendirmelerinde de sanırım yine herkes kendini tarif edecek.


Osmanlının işlerin iyice kötülediği son dönemlerinde bir “sarhoş imam” varmış. İşler kötüye gittikçe dönemin yetkililerine haber salar, eğer kendisini Yeni Camiye vaiz yaparlarsa işleri düzelteceğini ileri sürermiş. Tabi kimse onun bu isteğine aldırış etmemiş.

Fakat işler de bir türlü düzelmez, her geçen gün daha da kötüye gidermiş. Bir gün nasıl olmuşsa olmuş, belki çaresiz kalan yetkililer bir de bunu deneyelim demişler ve sarhoş imamı Yeni Cami’ye vaiz tayin etmişler.

O gün bir cenaze kaldırılacakmış. Cenaze namazı kılındıktan sonra bizim imam tabutun başucuna eğilerek bir şeyler fısıldamış. Cenazeden sonra meraklılar ne söyledin merhuma diye sormuşlar imama. İmam efendi şöyle demiş, “Merhuma, ‘şimdi sen öbür tarafa gidince sana dünyanın halini sorarlar, sen onlara ’sarhoş imam Yeni Cami’ye vaiz oldu’ de, onlar dünyanın ne hale geldiğini anlarlar. ”

Bizim ülkemizde de mevcut bir çok kurumda, örgütte de bir çok sarhoş imam var gibi. O yüzdendir belki de işler bir türlü iyi gitmiyor. Söz meclisten hem içeri hem dışarı.


Adamın biri yolda giderken, birden ayağı kayıp düşmüş.
Arkasından gelen adam, kalkmasına yardım etmiş.
Düşen adam teşekkür ettikten sonra “sizin bu iyiliğinize
nasıl karşılık verebilirim?” demiş.

- Vallahi ben iktidar partisinin bir üyesiyim. İlk seçimlerde bizim partiye oy verirseniz, ödeşmiş oluruz…

Adam ters ters bakmış karşısındakine:

- Beyefendi, beyefendi, demiş. Ben düşünce kıçımı yere vurdum, kafamı değil…

Camiamızın bu konuda mabadından ziyade, kafasıyla hareket edeceğine inancım tamdır.

Genel seçime doğru giden yolda şube seçimlerimiz şimdiden tüm camiamıza hayırlı olsun. Sürç-i lisan ettiysem af ola. Hepiniz sağlıkla kalın.

Samsun HKMO

Seçim Tarihi: 07 Şubat 2010 Pazar

Saat : 09:00 – 17:00

Seçim Yeri: Hançerli Mah. Hacı Mahmutlar Sk. N:12 A blok Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Samsun Şubesi

Ankara HKMO

Seçim Tarihi: 07 Şubat 2010 Pazar

Saat : 09:00 – 17:00

Seçim Yeri: HKMO Genel Merkez Lokali

Bursa HKMO

Seçim Tarihi: 14 Şubat 2010 Pazar

Saat : 09:00 – 17:00

Seçim Yeri: Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesinde (Odunluk Mah. Kale Cad. No:20 Nilüfer/ BURSA (Nilüfer Carrefour-sa Arkası)