‘Herkese bir gönül diliyorum Allah’tan, ne istediğini bilen
Meseleler, olaylar, insanlar tek boyutlu hiçbir zaman olmamıştır. Değerlendirmeler genelde nereden baktığımızda gördüklerimizle ilgilidir. Asıl mesele aynı gibi duranların, duruma ve zamana bağlı olarak farklı değerlendirilmesi üzerine örnekleyeceğim. Bakalım sizin bakışınızın açısı kaç grad?
Hepimizin bildiği bir halk kahramanından bahsedeceğim. Sinemada kendisini yakışıklılığı, karizması ile Türk hava Yollarına da katkı sağlayan meşhur Kevin Costner canlandırmıştı. Film müziğinde etkileyici sesiyle Bryan Adams Everytihn i do ile seslendirmiş, bizi bizden alıp götürmüştü. (Bu yazıyı yazarken arka planda da dinliyorum. Şarkıya diyecek yok. Birçok düğünümüzde akabindeki halayın öncesinde de çalındığını duymuşluğum çoktur. :D:D.)
Bu halk kahramanımızın hikayesi İngiltere’nin Nottinghamshire’da bulunan en ünlü ormanlarından biri olan Sherwood Forest’da geçmiştir. Hikayesinin zamanına, kişisine ait çeşitli farklılıklar da anlatılmaktadır. Ama en bilinen özelliği ise zenginden alıp fakire vermesi, kendisi ve arkadaşlarıyla ormanda yarı kaçak bir halde yaşamını sürdürmesidir. Zenginden alıp fakire verme noktasında bazı kaynaklarda bunun aslında böyle olmadığına dair bir takım şeylerde vardır. Lakin böylesine yakışıklı, karizmatik bir adamın aşk kokan bir ormanda aldıklarıyla yan gelip yapması, dağıtmaması fikri bize zaten mantıksız geldiğinden ya da kabullenmek hoşumuza gitmediğinden kafamızdan atmıştık. Bende bunun böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Herhalde bu kahramanın Robin Hood olduğunu hatırladınız. Robin Hood’u kahraman ilan etme konusunda anlaştığımıza göre geçelim diğer örneğe.

Bir yerden bahsedeceğim; 1991 yılından beri iç savaş yaşayan bir yer, İslamcı terörist(iki kelimenin birlikte kullanımı da ilginç) olduğu söylenen devlet başkanının uluslararası bir operasyonlar inidirildiği, yerine getirilen geçici hükümetin ülkeyi yönetememesi sebebiyle 7 eyalete (!!!???) ayrıldığı bir yer. Petrol ve doğalgaz zengini olmamasına rağmen, zengin kaynakları bulunduğu düşünülen ve ayrıca Ortadoğu petrollerinin geçiş güzergahında bulunan bir yer. 1993 yılında başka bir ülkenin müdalesinin altında da bu yeraltı zenginliklerine göz diken firmaların çıkarlarını sağlamlaştırmak adına operasyon yaptığı bir yer.Ülkedeki grupların, müslümanların, ailelerin birbiriyle savaştığı, ülkede tarımın, sanayinin kalmadığı, denizlerinin diğer ülkelerce talan etmesiyle balıkçılığın kalmadığı, kadın başına 6,2 çocuk ortalaması olan, yeraltı, yerüstü kaynanklarının, ormanlarının diğer ülkelerce talan edildiği bir yer. 2004 yılında yaşadığı felaketle topraklarının ve yeraltı sularının tuzlandığı, 18bin evin yıkıldığı, halkın %65’nin temiz sudan yoksun olduğu bir yer. Diğer ülkelerin nükleer atıklarının gelişi güzel depolandığı, kıyılarına atıkların gelişigüzel atıldığı bir yer. Saydığım özellikler dikkat ederseniz canım ülkemde de bu kadar vahşice olmasa da saman altından misali olmuyor değil. Şimdilik konu bu değil.
Tüm bu yaşanan olumsuzluklara rağmen halkın %70’inin desteğini alan (%70 > %34 ) bir grup ülke sularından geçen gemilere el koymaya başlar. Yani zenginden alıp, yoksula dağıtma adına harekete geçer. Ne derece yoksula dağıtmaktadır orası bilinmez. Bu adamlar halkının gözünde Robin Hood gibi bir kahraman ama diğerlerinin gözünde ise korsandır. Tıpkı Kral John’un Robin Hood’u haydut, halkın ise kahraman görmesi gibidir.
Biz Kral John’un karşısında Robin Hood’un yanında yer alıyorken, bugün ise halkının %70’sinin desteğini alan bir grubun karşısında yer alıp korsan demekteyiz. Bu çelişkiyi açıklayabilen varsa beri gelsin.

Not: Bu ülkenin gayrisafi milli hasılası aşağı yukarı 1 adet birinci lig topçusunun yıllık transfer ücreti kadardır.
Hep şöyle deniliyordu. "Konuştuklarımız atmosferde bir yerde kalıyor, ileride teknoloji gelişince bütün söylediklerimizi dinleme şansımız olacak". Benim tüm umudum aslında bundaydı. Sanırım bunu görmeye ömrüm yetmeycek gibi duruyor. Hal böyle olunca, birde söylediklerimi unutmaya başlayınca yazayım dedim hiç olmazsa biryerlere. Boş mu konuşmuşum yoksa dolu mu ilerde kendim değerlendiririm. İşte bu fikirle birde havaya yazmaktan sıkıldım herhalde başladım bende yazmaya. Kendime dair, hayata dair yani halen çözemediğim iki bilinmeze dair buğusu kalkan netlikleri zikredeceğim yavaş yavaş burda kabul buyurursanız sevinirim.
![]() |
Yorum Yazın