“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hal alır.” M.Kemal ATATÜRK

Amerika’yı yeniden keşfetmeden öncelikle bir liste ile başlamam lazım yazıma. Amerika tasarıyı tanıyan ne ilk ülke ne de son ülke olacak. Amerika’dan çok önce tanıyanların listesine bir bakalım. Listede bulunan ülkelerde bu tasarıya kabul oyu verenlerden de görüleceği gibi, alınan kararlar tamamen siyasidir. Siyasetçiler var olduklarından bu yana özellikle de bizim ülkemizde de doğruyu yapmak adına pek adım attıkları görülmemiştir.

Sözde Ermeni Soykırım Tanıma Tasarısını Tanıyan Ülkeler…
1. URUGUAY : 1965, 2004, 2005 olmak üzere üç kez Ermeni soykırımı iddialarını kabul etti.
2. KIBRIS RUM KESİMİ : 1982 yılında soykırım iddialarını kabul etti.
3. ARJANTİN : Ermeni soykırımını tanıma tasarısı 1993, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007′de gündeme geldi ve hepsinde de kabul edildi.
4. RUSYA : Önce 1995′te sonra da 2005′de soykırımı kabul etti.
5. KANADA : 1996, 2000 ve 2004′te gündeme geldi ve her üçünde de kabul edildi.
6. YUNANİSTAN : 1996′ta soykırımı tanıdı.
7. LÜBNAN : 1997 ve 2000′de soykırımı tanıdı.
8. BELÇİKA : 1998′de tanıdı.
9. İTALYA : 2000′de Ermenilere yönelik soykırım yapıldığını kabul etti.
10. VATİKAN : İtalya ile aynı yıl 2000′de kabul etti.
11. FRANSA : 2001′de Ermeni soykırımını tanıdı.
12. İSVİÇRE : Soykırım iddialarını 2003′te kabul etti.
13. SLOVAKYA : 2004′te tanıdı.
14. HOLLANDA : 2004′te kabul etti.
15. POLONYA : 2005′te kabul etti.
16. ALMANYA : 2005′te kabul etti.
17. VENEZUELLA : 2005′te kabul etti.
18. LİTVANYA : 2005′te kabul etti.
19. ŞİLİ : 2007′de kabul etti

Amerika’da uzun zamandır gündeme gelen giden tasarı sonunda muradına ererek altkomisyonmudur tam olarak bilmiyorum bir komisyondan geçti. Burada alınan kararı son dönemde Türkiye ile ilişkiler noktasında Türkiye’ye ayağını denk al, yalnızlaşıyorsun ve çıkmayan 1 Mart teskeresininde acısının yüklü olduğu mesajının yanında içerde de Başkanları Obama’nın gücününde kırılmış olduğu ve eski rüzgarını kaybetmiş olduğunun yüklü olduğu, bir taşla iki kuş mesajı vardır bence.
Peki Türkiye ne yapmalıdır?
Hemen bir II.One Minute (Van minit) çıkışı olmazsa olmaz olacaktır. Gayet sert demeçler verilecek, Amerika’ya asıl sen ayağını denk al denilecektir. Akabinde meclisde sendeki soykırımlar bendekilerin yanında hiç kalır babında siyahların soykırımı, kızılderili soykırımı vb.. tasarıların getirilmesi fikirleri aklı kendinden menkul padişahım çok yaşacılar tarafından dillendirilecektir. Aradan bir süre geçtikten sonra, merak etmeyin gene unutulup gidilecektir.
Bu arada basından bazı kıl payı geçti, aşağıda geçti ama yukarıda tutacaklar gibi Amerikan tekelinden çıkma ihtimalinin korkusunu barındıran mesajlarda ayrıca ilgimi çekti diyebilirim. Bu tür mesajların altında fikren nereye tabi olduğunun yüklü olduğunu görmek gerekir diye düşünüyorum. Bazı aklı evvelerde yine misillime olarak İncirliği kapatmaktan bahsedecektir. Bende kapatılmasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Lakin 1.One Minute seferinden sonra İsraille ilişkilerini arka plandan tam gaz devam ettiren bu hükümetin böylesi bir adım atacak ne kudreti ne de canım ülkemin bu kadar dış borçla, ekonomik dengesizlikle mecali vardır. Gerçeği de görmek gerekir.
O zaman ne yapılacaktır. Kuru naradan öteye birşey değişmeyecek, son zamanlarda öğrenmeye başladığım satrançda ki al taşımı ver taşını şeklindeki sadece boşa kılıç sallamadan başka birşey olmayacak, alan biraz daha boşacalak bundan sonraki hamleler daha dikkatli atılmak durumunda kalacak ya da hamlesiz bir ortama doğru geçilecek belki de oyun bu açıdan kilitlenecektir. Çünkü stratejik diğer konular kadar özel olmayan Ermensitan’ın ortamda bu kadar gerileme sebep olmasının önü en azından bir süre kesilmiş olacaktır.
İnsanlık var olduğunda bu yana ilk hatırlanan şey Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesi olayıdır. İnsanlık tarihini şöyle geriye doğru tararsanız hatırlananların, yazılanların büyük çoğunluğunun savaşlardan, kıyımlardan ibaret olduğunu görürsünüz. Her ülkenin ya da milletin geçmişinde bir takım olaylar yaşanmıştır. Günümüzdeki olaylarda yarın için geçmişte birer parça olarak yerini almaya hergeçengün devam etmektedir. Yazımın en başında ki sözdeki gibi yazanlar yapanlara sadık kalmadıkça, hadiseler şaşılacak noktalara insanlığı sürükleyecektir. Her toplum kendi geçmişindeki bu noktalarla öncelikle kendi içinde yüzleşmesi öncelikle kendine olan saygısı daha sonrarısında ise insanlığa karşı olan sorumluluğudur. Bunu yaparkende tarihi gerçekleri net olarak ortaya koyarak yapabilmeli ve bu dirayeti göstermelidir. Gerçeği eğip, bükerek ya da olmamış gibi göstererek sadece yapanlara ihanet etmekle kalmadığı gibi geleceğini şekillendirme noktasında hep sakat bir tarafıyla ilerlemeye çalışacak ve eninde sonunda o noktasından tökezleyecektir.
Bizler diğer ülkelerin siyasi amaçları uğruna kabul ettikleri böylesine tasarıları gündemimize almamıza, bizim meclismizde tasarılaştırmamıza amiyane tabirle sidik yarışına döndürmemize, tarihe olan saygımızdan ötürü gerek yoktur. Bu tip hadiselerde tarihsel hafızamda hep şu olayı hatırlarım.
“Tarih 10 Eylül 1922′dir. İzmir işgalden kurtulmuştur. Mustafa Kemal Kemalpaşa’daki karagahından İzmir’e gelir. Konaklayacağı köşke yöneldiğinde yüzü asılır. Çünkü, geçeceği yerde boylu boyunca bir Yunan Bayrağı serilidir. Karşılayıcılara bunun nedenini sorar. Onlar da, “Yunan Kralı Konstantin’in 1921 yılında İzmir’e geldiğinde bu köşkte ağırlandığını; yere serilen Türk Bayrağını çiğneyerek içeri girdiğini” anlatırlar.

ATATÜRK’ün yanıtı kısa ve kesindir: “Yunan Kralı hata etmiş. Çünkü, bayrak bir milletin onurudur. Ben bu hatayı tekrarlamam” diyerek, yerdeki bayrağı kaldırtır. Köşkün bembeyaz mermerlerinde ilerleyerek, içeri girer.”

Yukarıda liste halinde sunduğum devletler hata etmişler ve tarih karşısında kendi kendilerini hatalarıyla tescillemişlerdir. Bizim ise aynı hataya düşmemize gerek yoktur. Biz kendi hadiselerimizde başka ülkelerin değerlerinden, kriterlerinden önce kendi içimizde hesaplaşmamız, ilerlemek adına yapmamız gerekenler listesinin en başındadır.

“Bir soru = Diaspora her ülkede bu kadar etkin olduğunu, ekonomik olarak güçlü olduğunu yukarıdaki listeden zaten göstermektedir. Neden yoksullukla boğuşan Ermenistan’a soykırım fikrine sahip çıktığı kadar sahip çıkmamaktadır?”