Değişim Geliyor // A Change is Gonna come

Aşağıdaki şarkı ve sözleri Amerikalı şarkıcı Sam Cooke’a ait. 1931′de doğmuş 1964′de bir cinayete kurban gitmiş zenci bir sanatçı. Ben The war on Democracy isimli belgeselde dinleme imkanım oldu. Sesi belgeselde anlatılanlardan belki de oldukça etkileyiciydi. Sesinde bizim buralara has yanık ve acılı bir hava var. Atalarının bin yıllık acısı bu adamın gırtlağından dışarıya dev bir dalga olmuş da fışkırıyor gibi geldi. Ayrıca sesi ve cümleleri oldukça akıcı ve anlaşılırdı. Amerikalılar’ın bu kadar akıcı ve net İngilizce konuştuklarını bilmiyor ve sanmıyordum. Sanırım Amerikalı eski nesilde dilimiz çok bozuldu azizim şeklinde kendi aralarında dertleniyordur diye de bu adamı dinledikten sonra düşündüm. Bu noktada Amerika’dan da pek farklı değilmişiz onu da gördüm. Dinlemek isterseniz tıklayın ve dinleyin. Tercüme bana ait, bir hata görürseniz lütfen uyarın :D:)


I was born by the river in a little tent
(Nehir kenarında küçük bir çadırda doğdum.)
Oh and just like the river I’ve been running ever since
(Ve aynı nehir gibi koşarım daima)
It’s been a long, a long time coming
(Çok uzun zaman, bu çok uzun zamandır sürüyor.)
But I know a change gonna come, oh yes it will
(Fakat biliyorum bir değişim geliyor, oh evet gelecek.)

It’s been too hard living but I’m afraid to die
(Yaşamak çok zor fakat ölmekten korkuyorum)
Cause I don’t know what’s up there beyond the sky
(Çünkü gökyüzünün ardında ne var bilmiyorum)
It’s been a long, a long time coming
(Çok uzun zaman, bu çok uzun zamandır sürüyor)
But I know a change gonna come, oh yes it will
(Fakat biliyorum bir değişim geliyor, oh evet gelecek.)

I go to the movie and I go downtown
(Sinemaya gittim, şehir merkezinde)
somebody keep telling me don’t hang around
(Birisi bana etrafta dolanma diyordu)
It’s been a long, a long time coming
(Çok uzun zaman, bu çok uzun zamandır sürüyor)
But I know a change gonna come, oh yes it will
(Fakat biliyorum bir değişim geliyor, oh evet gelecek.)

Then I go to my brother
(Sonra kardeşime gittim.)
And I say brother help me please
(ve Kardeşime bana yardım et ne olur dedim)
But he winds up knocking me
(Fakat o bana sinirlenip bana vurdu)
Back down on my knees
(Dizlerimin üstüne çöktüm)

Ohhhhhhhhh…..

There been times that I thought I couldn’t last for long
(Çok zaman buna dayanamayacağımı düşündüm)
But now I think I’m able to carry on
(Fakat şimdi bunu taşımak bana mümkün geliyor.)
It’s been a long, a long time coming
(Çok uzun zaman, bu çok uzun zamandır sürüyor)
But I know a change gonna come, oh yes it will
(Fakat biliyorum bir değişim geliyor, oh evet gelecek.)

Sam Cooke

Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

2 adet yorum var

  1. ComradeTRIUMPH

    Sinemaya gittim ve şehir merkezine

  2. mesut

    teşekkür ederim tuna.. beth hart yorumu da muhteşem.. bem ondan duymuştum..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

tunanın yeri :) © 2014, Powered by Wordpress & HC-2011