Eee artık bende ufakda olsa sanal medyada yerimi almış, küçük çaplıda olsa ufak ufak medya gücümü hissetmeye başlamıştım. Gerçek hayatta bir metre yerim olmasada sanal da artık koskocaman olmasa da bir sitem vardı. Her türlü sitemi, tehtidi, serzenişi, boşluktaki çığlıklarımı haykırır ve birileriyle paylaşır hale gelmiştim. Sitemi hiçbir zaman bugüne kadar diyeyim en azından yarının ne getireceği bilinmez ( Ünlü türk büyüğümüzden küçük yaşlarda öğrenmiştim. “Dün dündür,bugün bugündür” diye) şahsi emellerime alet ederek, mesnetsiz, yersiz yurtsuz yorum, olay ve şahıslara açmadım.Yazdıklarım hep delilli, ispatlı ve şahitli oldu. (Bu aralar bir serzeniş varda bazı arkadaşlardan). Böyle olmasının yanında olmama ihtimalini düşündüğümde aslında hissettim medyanın ne kadar büyük güç olduğunu. İstediğe istediğimi yazar, istediğimin siteme girmesini engeller, yorum yazmasını engeller, hatta başkalarının ağzından övgü dolu yorumlar yazabilir, istediğim gibi at koşturabilirdim. Vay anasını beeee neymiş bu medya gücü şimdi daha iyi anladım. Bu hadiseyi düşündükçe tüylerim dikelmeye iç organlarımda bir hareketlenme, beynimin dar kıvrımlarında şimşekler çakmaya başlamıştı bile. Bu güç beni sanki içine çekiyor, türlü türlü fikirler kafamda dolaşmaya,cirit atmaya başlıyordu. Medya gücüm benden bağımsızlaşmış benide esir alacak bir hale geliyordu. Artık fikirlerimi bu duygu birikimi yönlendiriyor, yoğunlaştırıyordu. İlk olarak bu gücü kullanarak apartmanın boya badana işini almak için harekete geçmeye karar verdim. Ufaktan başlayacak önce apartman,sonra mahalle, sonra belediye sonra da ulusal ihalelere doğru uzanacak yolda ilk adımımı atacaktım. Bir iki araştırmadan sonra yönetici ile ilgili gerekli bilgileri edindim. Bir arkadaşımla da adıma taşeronluk yapması için gizliden anlaştım. Yöneticiyi bir akşam tenhada kıstırdım. Hakkında bildikleri anlattım lafı sonrasında boya işine getirdim. Arakadaşıma vermesini bunun için gerekli kamuoyunu hazırlamasını istedim. Yoksa elimdekileri ya da uydurabileceğim bir kaç haberi sitemden yayınlayacağımı söyledim. Tırstı…tabiki. Çok çabuk oldu bu işi bağlamıştım. Gerçi bu seferde arkadaşım su koyverdi.
-Ben boya işinden anlamam diye. Hemen telkin ettim.
-Güzel kardeşim mevzu işi yapmak yapmamak değil, iş nasılsa yapılır önemli olan işi kapmakdı ve iş kapılmıştı. Medyam gücünü göstermişti. Bu kadar basit işte.
Televizyonda izlediklerimize vay be demenin formulü işte bu kadar basitti bence. Herşey satılabilirdi her organ her uzuv, bırakın elle tutulanlar, gözle görülen şeyleri korku yaratılabilir, duygular pazaarlanabilir, her türden deveye her hendek atlatılabilirdi yeterki elinizde bir parça medya kumaşı olsun. İstediğiniz elbiseyi dikebilir, istediğinize giydirebilirsiniz. Hemen bugünden tezi yok büyütüyorum siteyi. Açın önümü geliyorum ve de önümde durmayın zannımca tabi arkamda da. :):):)