‘Herkese bir gönül diliyorum Allah’tan, ne istediğini bilen
Pazar günü Uganda’nın başkenti Kampala’da düzenlenen çifte bombalı saldırı ardından, yetkililer başkentte patlamamış halde bomba yüklü bir yelek bulduklarını söyledi.
Yetkililer, patlayıcı ve fünyenin başkentin Makindye bölgesinde bir gece kulübünde, genelde diz üstü bilgisayarlar için kullanılan türden siyan bir çanta içinde bulunduğunu duyurdu.
Elde edilen bilgiler ardından bazı şüphelilerin gözaltına alındığı açıklandı.
Ancak bu şüphelilerin kimliği, milliyeti ve sayısı açıklanmadı. (Halkı patlama sonrası şoktan rahatlatma haberi.Birileri yakalanmış sanki ama ne duyan ne gören var. Elimizle hava yakalamak gibi birşey.)
İlk iki saldırı ardından, olay yerinde bir intihar eylemcisine ait olduğu düşünülen kopuk bir baş bulunmuştu.
Emniyet teşkilatının başkanı Kale Kaihura, yeni bulunan mekanizmanın diğer iki bomba ile benzerlikler taşıdığını söyledi. Kaihura bulguları soruşturma için çok önemli bir ipucu olarak ifade etti.
Saldırının nasıl düzenlendiğini araştıran yetkililere Amerikalı uzmanlar (Türk Uzmanlar olacak değil ya?) da olay yerinde destek veriyor.
Ölen ve yaralananlar arasında Amerikalıların yanı sıra, Etiyopya, Eritre, Hindistan ve Kongo vatandaşları da vardı.
Ancak ölenlerin büyük çoğunluğunu Ugandalılar oluşturuyor.
Somalili örgüt üstlendi (Somali’li o bölgede kaynayan bir kazan, içerde ne bir yönetim,düzen var. Toprakları yağmalanmış, kıyıları talan edilmiş bir ülke. Bundan daha güzel tehdit unsuru olabilir mi? Herhalde Somali’li örgüt üstlenecek. KKMA yapacak değil ya?)
76 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıları Somalili İslamcı (Somalili örgüt değil Somalili İslamcı örgüt lütfen dikkat) örgüt eş-Şebab üstlendi.
Devamını okuyun »
Yılmaz ÖZDİL’in bugünkü yazısını okuyamayanlar için siteme koymak istedim. Genelde başka yerden komple yazı alıp koymam, yaparsam ufak alıntılar yaparım. Ama bugünkü yazısı nokta atışı birçok tespiti içinde barındırması açısından okunmaya ve üzerinde düşünmeye değer. İlerde bende geri dönüp yeninden okurum diye siteme eklemeyi düşündüm. Yazıyı size Kamuran Akkor’un sesinden “Evet mi? Hayır mı?” parçası eşliğinde sunmak istedim. Hemen aşağıda tıklayarak dinleyebilirsiniz. Ama yazıyı iyi okumanızı öneririm. Buyrun.
Evet mi? Hayır mı?
Yav bırakın Allah aşkına evet mi diyecekmişiz, hayır mı diyecekmişiz filan… Anayasa gibi hassas mevzularda referandum yapmak için “ahtapot beyni” değil, “vatandaş şuuru” lazım!
Bakın…

Almanlar’ın meşhur ahtapot Poll’ü meğersem aslen Türkiye’nin Antalya yöresindenmiş. Büyük babası yeşilçamın caf caflı döneminde Tarkan’ın yukarıda fotoğrafda gördüğünüz filminde oynamış. Sonra yeşilçamda işler iyi gitmeyip sex filmleri furyası başlayınca Poll’ün dedesi prensplerime ters diyerek, Haydarpaşa garından ilk trenle Alamanya’ya emekçi olarak bir hayat kurarım diye göçmüş ve akabinde acı vatan Alamanya’ya yerleşmiş. Poll dedesinden memleketi ile ilgili çok anı, çok hikaye dinlemiş. Dünya kupasında yıldızı paralayıp hafifte köşeyi dönünce, acı vatandan asıl memleketi Türkiye’ye dönmeye karar vermiş. Antalya dolaylarında satışa çıkacak olan 2-B arazilerinden bir tane kapatıp kendine mütevazi bir dubleks yapıp yerleşmeye karar vermiş. Alamanya’da yarım bıraktığı eğitimini Türkiye’de sürdürmeye ve “Nasılsa gayet iyi sallıyorum.” diyerek seneye LYS’ye girmeye karar vermiş. Kendinden çok emin olan ahtapot Poll “Harita Mühendisliği zaten cepte, hiçbirşey olmazsa haritacı olurum, açarım bir LİHKAB bakarım keyfime” demiş. Bunu duyan maymun Çarli’de tatilini yarıda keserek, o girerse bende girerim diyerek şimdiden LYS hazırlıklarına başlamış. Demedi demeyin seneye girecekleri çok zorlu rakipler bekliyor.

Tarih : 17 TEMMUZ 2010
Yer : TAKSİM MEYDANI
Saat : 17:00
İnternet’te uygulanan sansürü protesto etmek için 17 Temmuz 2010 Cumartesi günü Taksim Meydanında buluşuyor, temel hak ve özgürlüklerimiz için yürüyoruz.

“Düşmanlarımız sadece tek bir ırk tanıyorlar; kendi ırkları, tek bir din tanıyorlar; kendi dinleri, tek bir siyasi parti tanıyorlar; kendi partileri. Kendilerinden olmayan ne varsa onlar açısından yok edilmeye mahkumdur.” Aliya İzzetbegoviç
“Srebreniçki Inferno” yani Srebrenitsa Cehennemi. Aliya İzzetbegoviç’in danışmanlarından Cemalettin Latiç’in son şiir kitabının ismi. Eski Bosna milli marşının da şairi olan Latiç, Boşnakların Srebrenitsa’da yaşadıklarını ifade edebilmek için kitabına bu ismi seçmiş. Srebrenicki Inferno’yu tıklayıp dinleyebilirsiniz. Hemen aşağıda.
Srebrenicki Inferno
majko, majko, jos te sanjam
sestro, brate, jos vas sanjam svake noci
nema vas nema vas nema vas
trazim vas trazim vas trazim vas
gdje god krenem vidim vas
majko, oce, sto vas nema
Devamını okuyun »
Hep şöyle deniliyordu. "Konuştuklarımız atmosferde bir yerde kalıyor, ileride teknoloji gelişince bütün söylediklerimizi dinleme şansımız olacak". Benim tüm umudum aslında bundaydı. Sanırım bunu görmeye ömrüm yetmeycek gibi duruyor. Hal böyle olunca, birde söylediklerimi unutmaya başlayınca yazayım dedim hiç olmazsa biryerlere. Boş mu konuşmuşum yoksa dolu mu ilerde kendim değerlendiririm. İşte bu fikirle birde havaya yazmaktan sıkıldım herhalde başladım bende yazmaya. Kendime dair, hayata dair yani halen çözemediğim iki bilinmeze dair buğusu kalkan netlikleri zikredeceğim yavaş yavaş burda kabul buyurursanız sevinirim.
![]() |